YOKSA SU CANLI VARLIK MIDIR?


Suyun cansız bir varlık olduğu, genel kabul gören bir yaklaşımdır. Ancak aksini iddia eden bazı görüşler de bulunmaktadır. Bugün Afrika’da Animizm’e inananlar, suyun ruhu ve hafızası olan ve yaşayan bir nesne olduğunu, beden değiştiren ruhun uğrak yerlerden birinin de su olabileceğini kabul etmektedirler.


Eski Yunan düşüncesinde Thales başta olmak üzere Miletos’lu filozoflar da, özdeksel (maddi) varlığı canlı saymışlardır. “Varlığın temel doğası nedir?” sorusundan yola çıkan Thales, var olan her şeyin ilk ilkesi ve temel doğasının su olduğunu ve sudan geldiğini öne sürmüştür.

Su canlımı olup olmadığı yıllardır süregelen bir tartışma konusu iken Japon bilim adamı Dr. Masaru EMOTO bu tartışmaya bambaşka bir boyut getirdi.

Dr. Masaru EMOTO’a göre yapılan deneyler sonucunda temiz kaynaklardan gelen veya kendilerine güzel, sevgi dolu sözcükler söylenen, klasik müzik dinletilen su örneklerinin parlak, simetrik ve düzgün desenli olduğu; buna karşılık pis kaynaklardan gelen, sürekli kötü söz söylenen, heavy metal dinletilen su örneklerinin koyu renkli, asimetrik ve dağınık olarak resmedildiği gözlemlenmiştir.

Bundan birkaç yıl önce Discovery Channel da yayınlanan MYTHBUSTERS programında da bunun bir deneyi yapılmış, içinde sürekli olarak klasik müzik ve heavy metal müzik çalınan iki ayrı sera oluşturulmuştu. Bunun yanısıra içinde klasik müzik çalınan seraya gidip sürekli güzel şeylerden bahsedilmiş, sevgi dolu sözcükler ifade edilmiş; heavy müzik çalınan seraya gidildiğinde ise bağrılıp çağrılmıştı ve deney sonunda içinde klasik müzik çalınan seranın bitkilerinin daha güzel büyüdüğü gözlemlenmişti.

Ki zaten annelerimiz tarafından bilinen bir gerçek çiçeklerle konuşulduğunda daha güzel büyüdükleridir. Annelerin tezi de bir bakıma gerçeklik kazanmış oluyor böylece. İnsan vücudunun da %65-70 inin sudan oluştuğunu düşündüğümüzde insanlara pozitif veya negatif yaklaştığımızda ne takım sonuçlar alacağımızı tahmin etmek artık çokta güç değildir sanırım. Kendimize sürekli olarak pozitif telkinlerde bulunmamız hem beden hem de ruh sağlığımız için oldukça önemli gözüküyor.

Bunun yanı sıra suda daha birçok keşfedilmeyi bekleyen gizemin olduğunu düşünenlerdenim lakin tüm bu gizem suya canlılık vasfını verir mi hep birlikte bakalım isterseniz. Su bildiğimiz gibi 2 hidrojen 1 oksijen atomundan meydana gelen bir maddedir. Oksijen ve hidrojen ayrı ayrı gaz olmalarına rağmen bir araya geldiklerinde sıvı olan suyu, hatta hidrojen yakıcı oksijen yanıcı bir madde olmasına rağmen bir araya geldiklerinde söndürücü özellikteki suyu oluşturmaktadırlar.

Yapıtaşlarına baktığımızda herhangi bir canlılık özelliği göstermiyor ama insanın da topraktan yaratıldığını düşündüğümüzde suyun kimyasal yapısı sorumuzun yanıtını bulmak için bir ipucu vermiyor bize. O zaman canlıların ortak özelliklerine bakıyoruz. Günümüz dünyasında bir maddeye canlı diyebilmemiz için;


Hücrelerden oluşması,

beslenmesi,

solunum yapması,

boşaltım yapması,

üremesi,

hareket etmesi,

büyüme ve gelişmesi,

uyarıcılara tepki göstermesi yani irkilmesi gerekir.


Su bu özellikleri taşımadığı için günümüz bilim dünyasında canlı olarak nitelendirilemez bence. Ama cansız varlıkların canlılığı konusu bence hala araştırılmayı, keşfedilmeyi bekleyen bir sırlar bütünü olarak gizemini sürdürmekte…


Emoto’nun araştırma resimleri


Japon araştırmacı Dr.Masaru Emoto, kar kristallerinin asla birbirine benzememesinden yola çıkarak, bu konuda bazı araştırmalar yapmaya karar vermiş. İşe önce, yapay su kristalleri oluşturup (dondurarak) bunların resmini çekerek başlamış. Aynı su örneğinden olmasına rağmen, yine farklı kristaller elde edince, bu sefer bu farklı şekillere neyin sebep olabileceğini araştırmış. İddia edilen bazı deneyleri:


Bazı titreşimlere (müzik vb.) maruz bırakılan su örnekleri:


 


    Beethoven’s Pastorale             Bach’s Air for the G string           Kawachi Folk Dance                Heavy Metal Music


 


Bazı düşünceleri çağrıştıran kelimelerin su şişesi üzerine yazılmasının etkisi:


 


 




Bunun ötesinde çeşitli dinlere inanan kişilerin dua ve düşüncelerinin su kristallerine etkisi gibi çalışmalar da mevcut.

Dr. Emoto’ya göre “Su molekülleri düşüncelerimizden, söylediklerimizden ve hissettiklerimizden etkilenmektir.

Eğer bu etki doğruysa, Vücudun %70’i sudan oluşan insana olumlu-olumsuz düşüncelerle-sözlerle etkide bulunulabileceği (nazar ve dua vs.) gerçek mi gibi sorular da kaçınılmaz oluyor?